Eşya Azaltırken İç Ses
04 KasımAzalarak çoğalma sürecine ilk başladığımda yavaş yavaş yaparsam daha kolay ve sindire sindire ilerleyeceğimden nefsimi de zorlamadan olacağını düşünmüştüm. Böylece hem kendimi ölçüp tartacak zaman kazanacaktım hem de önce doğrudan gidecek olanlardan kurtulacak sonra acaba dediklerim için daha doğru ve kolay karar verecektim. Ancak bu durumu net tek bir cümle ile özetleyecek olsaydım kesinlikle 'yavaş ilerlemek yük oldu' derdim.
Bazen öyle bir hal alıyor ki, toptan ne varsa kaldırıp atasım geliyor. Çünkü hala çok eşya var ve azar azar kurtulmak dilediğim ferahlamayı vermiyor. Dolayısı ile üzerimde hep bir yük hissediyorum, hala zorunluluklarıma yetişmekte zorlanıyorum hala enerjimi kendi istediğim yöne kanalize etmekte güçlük çekiyorum.
Hızlıca her şeye girişip sadeleşmek ile yavaş yavaş ilerlemek fikirleri arasında med cezirler yaşarken Marie Kondo'nun bu konudaki görüşü tam da aradığım sorunun cevabı idi.
İşin sırrı, değişimi hızlı bir şekilde gerçekleştirmekte yatıyor, bu ciddi anlamda fikir değişikliğini de beraberinde getiriyor. Süreç aşamalı bir şekilde ilerlerse, ortaya çıkacak güçlü etkiye ulaşmanız asla mümkün olmaz.
Bir diğer beni yoran husus, dönüp dolaşıp aynı noktaya gelmekti.
Aylar önce elden geçirdiğim, ihtiyacım olmayan bir şeyi barındırmadığını düşündüğüm dolabıma tekrar el attığımda neredeyse yarısına ihtiyacım olmadığını gördüğümde kendimi hep aynı yerde kürek çekiyormuş bulunduğum yerden bir adım öteye gidemiyormuş gibi hissettim. Hala dışarı çıkacak olduğumda giyecek bir şey bulamıyorum. Çünkü işime yarar diye sakladıklarımı giymekten haz almadığımın, artık aldığım zamanki zevkimle örtüşmediğinin farkına varıyorum. Dolabım görünürde hala dolu olduğu için de ihtiyaç duyduklarımı almaya elim varmıyor. Şimdi ikinci bir kez tüm eşyalarımı elden geçirirken yeniden başa dönmek istemediğime eminim. Ve yine Marie Kondo'nun eleme kriteri imdadıma yetişti.
Aylar önce elden geçirdiğim, ihtiyacım olmayan bir şeyi barındırmadığını düşündüğüm dolabıma tekrar el attığımda neredeyse yarısına ihtiyacım olmadığını gördüğümde kendimi hep aynı yerde kürek çekiyormuş bulunduğum yerden bir adım öteye gidemiyormuş gibi hissettim. Hala dışarı çıkacak olduğumda giyecek bir şey bulamıyorum. Çünkü işime yarar diye sakladıklarımı giymekten haz almadığımın, artık aldığım zamanki zevkimle örtüşmediğinin farkına varıyorum. Dolabım görünürde hala dolu olduğu için de ihtiyaç duyduklarımı almaya elim varmıyor. Şimdi ikinci bir kez tüm eşyalarımı elden geçirirken yeniden başa dönmek istemediğime eminim. Ve yine Marie Kondo'nun eleme kriteri imdadıma yetişti.
Konmari yöntemine göre yapılması gereken şu; Bu sana haz veriyor mu? Yanıt evetse, elindekine sıkıca sarıl. Hayırsa, at gitsin. Eşyalarıma bu çerçeveden baktığımda gerçekten çok daha fazlasından kurtulmak istediğime artık emindim. ''Kıyafetlerinizi sırasıyla elinize almalısınız. Herhangi bir kumaş parçasına dokunduğunuzda, vücudunuz tepki verir. Verdiği tepki dokunduğunuz şeye bağlı olarak değişir'' kitaptaki bu cümleler beni en çok etkileyenlerden. Bu cümleyi okuduğumda bana çağrıştırdığı 'anda olmak' oldu. Hayatında yer alan bir küçük obje bile olsa, çağrıştırdığı, hissettirdiği, etkisiz gibi gördüğün ancak doğrudan etkilediği ve kesinlikle bir enerjisi olduğu gerçeği ile bir kez daha yüzleştim. Azalırken çoğalmak bu olsa gerek..
Günden güne farkındalığım, bakış açım değişiyor. Aslına bakarsanız her zaman hayata farklı bakanlardandım ama kime göre neye göre diye şimdilerde sorguladığım 'normal' kavramı içerisine sıkışmaya çalıştığım için bazı yönlerimi törpülemek ya da baskılamak durumunda hissettim ve yaptım da... Aklıma bir anım geldi tam da şu anda; küçükken annem küçülenlerimizi ayırdığı bir sefer yanlışlıkla çok sevdiğim giymeye kıyamadığım bir kazağımda diğerlerinin arasına karışmıştı. İlk zamanlar çok üzüldüm, hatta uykusuz gecelerim oldu. Sonra ihtiyacı olan, kıymet bilen birine gittiğine inandırdım kendimi. Hislerim nötrleşti. Daha sonraları ise iyi ki kazağım diğerlerinin arasına karıştı şimdi giyen kişiyi mutlu ediyor düşüncesine tutundum ve garip bir mutluluk duymaya başladım. Çocukluğuma inildiğinde anılarım arasından neler çıkardı kim bilir :) Şimdi dönüp baktığımda çocuk Gözde'den ders alıyorum. Bağlılık ötesi, bağımlılık denebilecek bir duygu yerini kocaman bir mutluluğa bırakıyor. Sizin de var mı böyle anılarınız merak ettim :)
Nereden nereye geldim! Yazmayı işte bu yüzden çok seviyorum, yazdıkça kendimi çözümlüyorum. Belki sizlere de bir faydam oluyordur düşüncesi ise ekstra mutluluk sebebim...
'Evinize baştan sona yeniden çekidüzen vermek, yaşam tarzı ve bakış açınızdaki önemli değişikliği de beraberinde getiriyor. Hayatınızı değiştiren şey de işte bu.' demiş Marie Kondo. Bana demiş bence :)
Yazım gibi düşüncelerim de karışık gördüğünüz üzere. Henüz berraklaşmadı zihnim ama son bulanıklık biliyorum. Sanırım daha hızlı ilerleyebilmek için elime geçen her şeye eleme gözüyle bakar oldum o yüzden biraz dalgalanıyorum. Mesela en sona bırakılması gereken duygusal bağ kurduğum eşyalara el atmaya başladım geçtiğimiz hafta. Biraz üzerine düşünmem gerekti ama atma kararını verebildiğime göre hazırmışım demek ki. Yine de çok gözüme batmadığı sürece sona bırakmak en doğrusu olacak.
Madem kitaptan başladım, yine oradan alıntılayayım. Takip edilecek sıra şöyledir: kıyafetler, kitaplar, kağıtlar, muhtelif eşyalar ve son olarak, duygusal bağ kurduğunuz eşyalar.
Ve eşyaları atarken bulunduğu yere göre değil gruba göre ayırmak daha etkili sonuç veriyor kesinlikle. Ama yine de kısa vakitlerde gözüme batan bir çekmeceyi elden geçirmek iyi geliyor. İçerisindekileri atmayacaksam mutlaka diğerlerinin yanına yani yerine kaldırıyorum.
Sevgili günlük ile başlamaya uygun biraz iç ses yazısı oldu bu. Ama bana iyi geldi yazmak, nasıl ilerlediğimi neler hissettiğimi merak eden ya da ileride bu yola girecek olup da ne hissederim acaba diyenlere ayna olur belki.
Beğendiyseniz de içses yazı dizisine başlarım belki belli mi olur ;)
Sadelik ve sevgi ile ^.^
(Nasıl bir dış dünyaya kulak kapatmaksa, yazının sonunda alabildim yanan yemeğin kokusunu..)








2 yorum
Haha :) yemeği mi yakmışsın? :) olur öyle arada 👍
YanıtlaSilBundan önceki yazılarını okudum. Vakit buldukça tamamını okuyacağım :) Bizim de sadeleşmeye ihtiyacımız var kesinlikle. Atamama huyumdan vaz geçmem gerek artık. Nereden başlasam bilmiyorum.
Evet :))
SilBebeğin büyümeye başladıkça ev dar gelecek canım, benden tavsiye şimdiden fazlalıklarından kurtulmaya bak :) Hem değerli vaktini de boş yere ev işleri ile harcamamış olursun, farkını yaşayarak gördüm